Bu Memo. 4-5 yıl önce Hasankeyf'e gittiğimde "Abi, sana buraların tarihini anlatıyım mı?" diye peşime takıldı. Memo'nun yaşıtı bütün çocuklar kendilerini bölgenin gönüllü rehberi ilan etmiş durumdalar, para vermezseniz, kimse boğazınıza sarılmaz, verirseniz, bir çocuğu mutlu etmiş olursunuz. Hepsi bu.
Fakat turist sayısından daha fazla rehber olduğundan ortalıkta, ortaya komik görüntüler çıkıyordu. Genellikle 2-3 turist etrafında koşuşturan 10-15 çocuk..
Memo'yla dolaşırken bölgeyi, tarihin her seferinde insanı ne kadar heyecanlandırabileceğini keşfediyordum bir kez daha, tekrar tekrar. Ne kadar çok yer görmüş olursan ol, hatta gittiğin yerin, istersen kağıt üzerinde profesörü ol, çıplak temas anında tarih bir kez daha haddini bildiriyor sana. Heybeti, gizemi ve sezgisiyle, sadece ufacık bir dönemin tanığı olduğunu, yukarıdan geniş açıyla seni kaydeden kameradan manzaraya bir baktığında, ne denli gülünç durduğunu, ufak olanın dönem olamayacağına göre bilin bakalım kim olduğunu öyle ayaküstü sorgulatıyor.. Bunu bir de doğa yapabiliyor. İki kardeş, çoğu zaman didişselerde, kardeşlik böyle bir şey işte....
Neyse, işte o gün Hasankeyf'de keyif çatarken, İstanbul'dan geliyorum, kameralı, mameralı bir vak'ayım diye herhal, önümü kesip, İstanbul'a dönünce, oranın sular altında kalmaması için, gördüklerimi "mühim" şahıslara anlatmamı rica ediyorlardı, bir garip elçilik durumu. Büyük şehirli herhangi bir kişinin, herhangi bir şeye ki o şey her neyse ne, gücü olduğuna inanan masum ve onu orada senden başka dinleyen kimse olmadığı için de derdini sana anlatmaya mahkum, çaresiz ama bir yandan da istediğini söyleyince, o istek hemen olacakmış gibi rahatlayan, sanki zor kısmı, onu birine anlatmakmış gibi davranan hevesli, saf çocuk gülümsemeli doğu kişileri... Belki de çoğunun derdi tarihi miras filan değl, içinde yaşadıkları üst bölümdeki mağaralar ki oralarda daha önce Romalılar, Bizanslılar, Artuklular , Eyyübiler, Akkoyunlular, onlar, bunlar da barınmışlar..
5 yıl geçti, sadece ben değil, dünyadaki bütün, önce ile sonrayı birbirine bağlayan bir halkadan daha fazlası olmadığının farkında olanlar söyledi, Hasankeyf'lilerin bana öğütlediklerini ama yetmedi. Doktor, Hasankeyfi muayene ettikten sonra, "En fazla 7 yıl ömrün var, tıbbın sana yapacağı bir şey yok" dedi. Dedi. Edi. Büdü. Ve diğerleri.
....................
Yarın Van'a gidiyorum ve 3 hafta süreyle Toplum Gönüllüleri'yle orada olacağım. Belki yazamam oradan, şimdilik meçhul, dolayısıyla Eylül'e kadar dükkanın kapalı olması kuvvetle muhtemel, ara sıra göz kulak olun, hırsız mırsız girmesin.