gürşah özen

24/8/2006 - Patlayan Beyaz Bulutlu Işıklarda Uçuşur Mardin

                                                                     Foto: Gürşah Özen / Mardin

 

 

Tılsım bozuldu.

Akrepler, yılanlar, patlayan beyaz bulutlu ışıklarda uçuşan yarasalar, cinler, periler, serseriler, fahişeler, rahibeler, boş gezen takımının cümlesi, alimler, zenginler, yarını bugünden bilenler, kendinden vazgeçmişler, aşka düşenler, aşka eşlik edenler, aşıklar, aşıklar, aşıklar...

Hepsi toplandı Mardin’de.

Kahverengi cam kül tablalarında ot, tütün, kubar, duman, duman. Cam bardaklarda çay, kuşburnu, ıhlamur, tarçın, ada çayı, hepsinin üstünde duman, duman, duman.

Rüzgar her şeyi uçuruyor, saçlarını, eteklerini, kapkara tenini gösteren bembeyaz ince ketenden gömleğini, aklını, fikrini, inancını, kendini.

Elektrikler de kesildi, her zamanki gibi. Söndü Mardin. Ama ışıl ışıl uzaklar. Tutsan tutarsın yani. O kadar mı olur? O kadar yani. Mezopotamya.

Mumlar titriyor, ışıklar, karanlık, rüzgar, saçlar, birinin simsiyah eşarbı uçtu, geldi tam masamın yanındaki badem ağacına dolandı, simsiyah, pırıltılı, işli, taşlı, parfümlü, çok kadın, çok dişi. Gördü herkesin gözleri.

O kadar uçuşuyor ki her şey, o kadar yani.

Arapça, Kürtçe, Türkçe, Süryanice, sesler, kelimeler, yalanlar, yalanlar. Kelimelerin ne yalancı, ne süslü olabileceğinden habersiz gözler, en çok konuşan gözler, geveze gözler, sırlar, sırlar, sırlar.

Sokaklara yayılıyor, merdivenleri çıkıyor, iniyor, yürüyor, yürüyor, bakıyor ki çıkmaz sokak, dönüyor, tam öte tarafa yürüyor, şehrin manastırının gölgesine sığınıyor, “Beni yarattığına göre yukarıdaki anlamalı” diyor, anlar mutlaka. Rab, Tanrı, Allah, ışık, ruh görüyor, anlıyor olmalı. Başka yolu yok. Ama insanlar var, o yüzden yeniden konuşmalıyız. Çok, çok, çok. Kelimeler, yalancı, süslü, çift anlamlı, imalı, fısıltılar, kuşlar. Bütün damları izliyor kuşlar. Hangi damın üstünde neler dönüyor, hepsinin farkındalar. Kimler sevişiyor, kimler kara para aklıyor, kavga eden pek yok gibi.

En çok para sesi, sevişenlerin nefesi, gizli saklı mümkün değil. Hepsini dağıtıyor, üflüyor rüzgar.

Bunca yıldır duyuyor Mardin, yüzyıllardır hepsini duyuyor, saklıyor, ekliyor, kaydediyor. Sır vermez, sağlam papuçtur. Beyaz çarşaflarla örter her şeyi. Gecedir ama tandır da. Yazdır, bahardır da.

Çok umurundayız sanki, gülümser bize.

Şaşırmaz, korkmaz, yadırgamaz, dağdır. Rüzgardır da. Akreptir, yılandır. Yarasadır. Patlayan beyaz bulutlu ışıklardır. Bayılmaz şaşkınlıktan, bayıltmaz. Ayıltmaz da. İki ucu tılsım. Denge kurmaz. Salınır, akar. Yaşar.

Mardin yaşar.

Yaşamakçılık  oynayanlar kaçar.

Yalancılar, sahtekarlar, korkaklar, titrekler, adiler, iki yüzlüler, kurnazlar, cimriler, kalpsizler, insafsızlar, başını yastığa koyar koymaz uyuyanlar, gamsızlar, ukalalar, hiç durmadan konuşanlar, kendini anlatanlar, politikacılar, mühimler, öfkeliler, ne bileyim işte, çoğu kaçar. Yer mi yok dünyada...

 

Yorum yaz!

13/9/2006 - Mardin

Yazan: melike cabunca
Yorumunu, anlatımını, dilin akıcılığını çok beğendim. Kalemine Sağlık. Ama asıl anlattığın insanların yaşadığı bütün şehirlerdi. Selamlar
Bağlantı

24/9/2006 - ÇOK GİZEMLİ

Yazan: isimsiz
Mardin bu kadar gizemli ise orada sevişmek gerek...Melike YAŞAR
Bağlantı

24/9/2006 - Esenlik Yıldızına

Yazan: Ahmet SANCAR
Bugünde yarın da yüreğin kadar yanındayım ,
Kendini yanlız hissettiğinde
elini yüreğine koy..
ben hep oradayım..
Esenlik Yıldızı
Bağlantı

26/10/2006 - ÖNÜNE GELEN YORUM YAZMAMALI...

Yazan: isimsiz
Lütfen yazılan yorumların bir müddet sonra silinmesini temin ediniz.Zira önüne gelen yorum yazarsa hoş olmaz...Kayıtlı olmayan kişilerin yorumlarına yer vermeyiniz lütfen !..
Çünkü yorum yazanlar bazen kendileri olmaya biliyor...
Bağlantı

29/1/2007 - Mardin

Yazan: Aykut
Siteniz çok güzel
Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

En dolaysız ilişki bu sanırım, yazmak.. En yakınında duranla, en maskesiz, çıplak ilişkilendiğin yol arkadaşlarına, hatta kendine bile olamayacağın kadar dolaysız, ucu teşhire dokunacak kadar açık bir ilişki. Ve en gerçek öğrenme metodu. Hayatı, acının sertliğini, neşenin geçiciliğini hatırlatan, derleyen, toplayan, dönüp yazdıklarını okuduğunda, bilincin üstünde yüzen, o kurgulu, kendinden emin duruşu sarsan, yeniden, yeniden sınatarak öğreten hoca, sırdaş, yan yana durması bile imkansız iki kalbi birbirine açan bir anahtar. Bir de samimiyetle, sahicilikle olan mesafeyi kısaltma çabası. Kelimelerin süsüne, oyununa düşmeden, basit kalmak. Yazılan her şeyin, her okuyanda farklı anlamlanacağını bile bile yazma cesareti. İnsanı, kendisiyle çarpıştırmadan, parçalamadan bu kadar haz veren başka bir şey, herhangi bir şey olsa, kesinlikle onu seçerdim. Bu kadar mahrem, öte yandan yüzü bu kadar kalabalığa dönük.. Aşkın sözlük tarifi. Her şeyi yıkan, yarattığı boşluğu kendisiyle dolduran bir tutku. Burada yazıyor olacağım

Arkadaşlarım